Adalar- BURGAZ ADA...1 | Bir Buket Kozmetik

Adalar- BURGAZ ADA...1

/ 3 comments
 Bu hafta sonu Burgaz Adadaydım....

Prens adaları olarakta bilinen İstanbulun takım adalarının büyüklük olarak 3.sü.....

Öncelikle uyarmalıyım ki bu yazı biraz size garip gelebilir, İstanbulda yaşayan çoğu insanın bildiği gezdiği, denize girmek için değerlendirdiği Adalar benim ilk büyük hayal kırıklığım ilk büyük acım....

Şöyle ki Büyükadaki yazlık evimizde Anneannem, Tezyem (ikisi de aramızdan ayrıldı) Eniştem benden 7 ve 9 yaş büyük kuzenim , 7 yaş büyük ağabeyim annem babam 9 kişilik kocaman bir aile olarak 10 yaz geçirdik.... yani en azından benim için 10 yaz, ben 10 yaşındayken satılan bu evi hala rüyalarımda görürüm.

Kalabalık evin minik kızı olarak ne kadar eğlendiğimi tahmin edemezsiniz, en büyük eğlencem anneannemle kozalak toplamaya çıkmaktı.... Kırmızı boyum kadar sepeti alıp ( 2 adım sonra anneanneme verip) akşamki mangal için kozalak toplamak en büyük zevkimdi.
 O yüzden kokusu bile bir başkadır adanın benim için, çocukluğumun en güzel yanı... Yasemin kokusu bana adayı anımsatır, zakkumlar, dut ve incir ağaçları .... o kadar çok güzel görüntü gelir ki gözümün önüne bunlardan uzak olmak hala hüzünlendiriyor beni napayım...( Eğer bulabilirsem bizim eski evin bir fotoğrafını da ekleyeceğim...)
 Gelelim Burgaz Adasına, evet benim büyüdüğüm ada değil ama tüm adaların naif dokusu ve kokusu birbirine benzer, Burgaz Ada için daha mütevazı daha sakin bir ada demek mümkün, Büyükada ve Heybeliada da görülen heybetli köşkler yerine daha çoğunlukla küçük evler yer almakta, adanın toplam genişliğinin 2 KM olduğu düşünülürse bu normal....
 Eski evler daha dayanıklı olduğu için mecburen siding denilen kaplamalarla tadil edilmiş, görüntü kötü değil tamam ama nerde o eski ahşap evlerin ruhu....

 Her sene böyle olur mu bilmem ama begonviller çıldırmış durumda, İnsanın içini, açıyorlar.....
 Ada kedisiz olmaz....
 Burası Ayios İoanis klisesine ait bahçedeki Palmiye ağacı, bana bahçemizdekileri hatırlattığı için çekmek istedim...
 Bu da gezintiye çıkmış mahsun gözlü güzellik...
 Kliseyi bu sefer gezme fırsatım olmadı , kapalıydı ama daha önce gitmiştim....
Yine klisenin yan tarafı...

Bu arada adalar tarihini incelerseniz Prens adalarının eskiden dönemin prenslerinin ve benzeri kişilerinin tutsak edildiği ya da sürgüne gönderildiği yerler olarak tarif edildiklerini görmeniz mümkün....

Ben de tüm güzel anıları canlandıran, ve aynı zamanda hüzünlendiren adalarda bir gün yaşamak hala hayalim....

Kısmet olursa Eylül gibi Büyükada gezisi yapıp onu da paylaşmak niyetindeyim....

Kim ne derse desin adalar Mayıs ve Eylül de bir başka güzel....

Yolunuz düşerse benim içinde bir çay için deniz kenarında ve düşünün o güzelim eski köşklerde kimbilir neler yaşandı....

NOT: Sait Faik Abasıyanık resimleri bir diğer postla gelecek.... Bizim ada evinin resimlerini de bulamadım henüz onlar da bulunursa bir sonraki postta eklenecek napalım

SEVGİLER
BUKET

3 yorum:

  1. Ben Heybeliada'da yaşayan,Büyükada'da çalışan biri olarak bazen ada şartlarından bıkıyorum,kışı,rutubeti çok fena yani yazlık-kışlık sistemi daha mutlu ederdi beni,keşke sadece yaz aylarında gelip kış aylarında uzaklaşabilsem:)

    YanıtlaSil
  2. merhabaaa ada turuna bayıldım bloğunu ve videolarını severek takip ediyorum :))) belki sen de uğrarsın bana çok teşekkür ederim yorumun için bu arada sitene bayıldım, seninle ne güzel yerler görüyorum. sen şanslı kesimsin o zaman canlı canlı görüyorsun bu ablalarımızı :))) kendine iyi bak sevgiler :)))

    YanıtlaSil
  3. Her zamankinden çok farklı bir alanda, ama yine çok güzel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık Mayıs ayında gidemediysem de, bu ay ben de mutlaka gidip gezmeye çalışacağım:)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.